İlan karşılaştırması yapabilmeniz için en az 2 adet ilan seçmeniz gerekmektedir.


Kapat
Önce Ev, Sonra Yatırım

ÖNCE EV , SONRA YATIRIM 


Son dönemde altının gram fiyatında yeniden yaşanan yükseliş, küçük yatırımcının davranışlarında da dikkat çekici bir değişim oluşturdu. Uzun süredir birikimini altında tutan birçok vatandaş, artan altın fiyatlarını fırsata çevirerek elindeki birikimi nakde dönüştürmeye ve gayrimenkule yönelmeye başladı. Bunun doğal sonucu olarak da konut piyasasında yeniden bir hareketlilik hissediliyor.


Ben bu gelişmeyi son derece doğal ve aslında oldukça sağlıklı buluyorum. Çünkü yatırım kavramını konuşurken çoğu zaman temel bir gerçeği gözden kaçırıyoruz: İnsan için barınma, yatırımın da önünde gelen temel bir ihtiyaçtır.


Kendi oturacağı bir evi olmayan kişinin, bütün birikimini altın, döviz ya da farklı yatırım araçlarında değerlendirmesi bana göre doğru bir öncelik sıralaması değildir. Elbette altın tarih boyunca güvenli liman olarak görülmüş, özellikle enflasyonist dönemlerde tasarruf sahibini koruyan önemli bir araç olmuştur. Ancak altın size bir çatı sağlamaz. Her ay ödediğiniz kirayı ortadan kaldırmaz. Yarın ne kadar kira ödeyeceğiniz konusundaki belirsizliği çözmez.


Kendi evinde oturmak bugün artık bir lüks değil, birçok aile için ekonomik ve sosyal bir güvence haline gelmiştir.


Bence küçük yatırımcının yapması gereken en doğru sıralama şudur: Önce barınma ihtiyacını güvence altına almak, ardından kalan birikimini altın, döviz, borsa veya farklı yatırım araçlarında değerlendirmek.


Çünkü kendi eviniz olduğunda yalnızca bir gayrimenkule sahip olmazsınız. Aynı zamanda her ay bütçenizden çıkan kira yükünü azaltır, gelecekteki kira artışlarına karşı kendinizi korur ve aileniz için daha öngörülebilir bir ekonomik düzen oluşturursunuz. Bu nedenle kişinin kendi oturduğu evi klasik anlamda yalnızca bir “yatırım aracı” olarak değerlendirmek de eksik kalır. O ev, aynı zamanda yaşamın temel altyapısıdır.


Bugün bazı vatandaşlarımız “Altın daha çok kazandırır mı, ev mi?” diye soruyor. Fakat kendi evi olmayan biri açısından bence asıl soru bu olmamalıdır. Asıl soru, “Önceliğim yatırım yapmak mı, barınma ihtiyacımı güvence altına almak mı?” olmalıdır.


Elbette herkesin ekonomik koşulları, gelir düzeyi ve yatırım hedefleri farklıdır. Herkes için tek bir doğru formül yoktur. Ancak kira fiyatlarının geldiği seviyeyi, konut maliyetlerini ve önümüzdeki yıllardaki belirsizlikleri birlikte değerlendirdiğimizde, uygun şartlarda kendi evine sahip olabilen bir vatandaşın bunu ciddi şekilde düşünmesi gerektiğine inanıyorum.


Altındaki yükselişin bugün gayrimenkul sektörüne bir miktar kaynak aktarması da bu nedenle şaşırtıcı değil. Vatandaş, elindeki değerlenen birikimi daha somut, günlük hayatına doğrudan dokunan ve uzun vadede güvence sağlayan bir varlığa dönüştürüyor.


Gayrimenkul alırken elbette her taşınmaz doğru yatırım değildir. Konum, fiyat, yapı kalitesi, ulaşım, bölgenin gelişim potansiyeli ve hukuki durumu mutlaka profesyonel şekilde değerlendirilmelidir. Burada önemli olan yalnızca “ev almak” değil, doğru evi doğru fiyata almaktır.


Özetle benim yaklaşımım oldukça net: Kendi oturacağı evi olmayan kişi için konut, yalnızca yatırım değildir; öncelikle bir ihtiyaç ve yaşam güvencesidir. Evini aldıktan sonra ise kalan birikimini altın başta olmak üzere farklı yatırım araçlarına yönlendirmek çok daha dengeli bir finansal yaklaşım olacaktır.


Bugün cebimizdeki altının değeri artabilir veya azalabilir. Ancak başımızı soktuğumuz, kendimize ait bir yuvanın sağladığı güven duygusunun değeri yalnızca rakamlarla ölçülemez.


Adem Demiray

Mova City Gayrimenkul Danışmanı


Paylaş

Güvenli Ticaretin Adresi, Mova City Gayrimenkul



Google LogoÇeviri tarafından desteklenmektedir
Google LogoÇeviri tarafından desteklenmektedir
Mesaj Gönder
Bilgilerinizi Bırakın, Sizi Arayalım


veya

0364 666 15 65